Anasayfa / Animasyon Nedir ve Nasıl Doğdu?

Animasyon Nedir ve Nasıl Doğdu?

 

Bu sayfada Animasyonunun tanımını,Animasyon filmlerinin nasıl doğduğunu ve dünyanın ilk animasyon filmi hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Animasyon NEDİR?

Animasyon; kökeni fransızca dilinden gelmektedir. Türkçe Karşılığı Canlandırmadır.Animasyon (canlandırma), birkaç resmin arka arkaya hızlı bir şekilde gösterilmesiyle elde edilen hareketli görüntüdür. Başka bir değişle grafiklerin belli bir senaryo doğrultusunda canlandırılması işlemidir.

Günümüz sinemasının en vazgeçilmez öğelerinden biri olan “Animasyon” yani “Canlandırma Sineması”; resim ya da nesnelerin hareketli ve canlı oldukları yanılsamasını uyandıracak biçimde düzenlenmesi işlemidir. Animasyonun yaratıcılarından Norman McLaren, animasyonu; hareket eden çizimlerin değil, çizilenlerin hareketi sanatı olarak tanımlamıştır. Mc Laren’e göre; her iki kare arasında ne olduğu, karenin üzerinde ne olduğundan çok daha önemlidir. Bu yüzden animasyon, “kareler arasında (yer alan) görünmeyen aralıklar oluşturma sanatıdır”.

Animasyon, üretim tekniklerinin ve kullanım alanının çeşitliliği nedeniyle kalıba sokulması zor bir sanat dalıdır. Ancak bu sanatı genel olarak iki açıdan değerlendirmek mümkündür:

1- Hareket ve görüntü yaratmak için kullanılan teknikler açısından
2- Bir anlatım biçimi olarak

Teknik açıdan ele alındığında, animasyon veya “canlandırma” sanatının aslında her materyeli anlatım aracı olarak kullanabildiğini görürüz. Ancak bugün animasyon üretiminde yoğun olarak kullanılan belli başlı teknikler ve yöntemler şunlardır:

  • Cel/Geleneksel 2B Animasyon
  • Cut-out animasyon
  • Stop Motion
  • Rotoskopi
  • 3B Animasyon
  • Motion Capture
  • Prosedürel Animasyon

Bu teknik ve yöntemler ile ilgili detaylı bilgileri bu linkten bulabilirsiniz.

Peki Animasyon Filmleri Nasıl Doğdu?

John Randolph Bray ve Earl Hurd

Bu yöntemle hazırlanan ilk çizgi film, 1905’te sinema perdesinde izlendi. 1914’te, John Randolph Bray ve Earl Hurd, “selüloit” adını verdikleri (kısaca “Cel” olarak geçer), üzerine filmdeki kahramanların hareketleri çizilebilen, plastik ve saydam bir tür kağıt ürettiler. O yıllarda filmlerde kullanılacak dekor ayrı olarak hazırlanır, selüloit de bunun önüne koyulurdu. Daha sonra da, düşsel kahramanın görüntüleri tek tek selüloide geçirilirdi. Bu sayede, gerçek oyuncularla çizgi kahramanlar aynı filmde buluşabildiler. Artık filmlerde insanlar canavarlarla savaşabiliyor, olağanüstü yetenekleri olan süper kahramanlarla karşılaşabiliyorlardı. Ancak, bu yöntemle çalışmak zor ve kısıtlayıcıydı. Bu durumdan rahatsız olan Max Fleischer, çekilen filmi canlandırıcının (animatör) çizim tahtasına yansıtan ve “rotoskop” adı verilen aygıtı buldu. Böylece canlandırıcılar, görüntüleri izleyerek daha yumuşak ve gerçekçi hareketler yaratabiliyorlardı. Fleischer’ın, bu yöntemi kullanarak yaşam verdiği kahramanlar arasında Betty Boop, Temel Reis ve Süpermen gibi yıldızlar da bulunuyor.

1950’lere gelindiğinde başka bir yöntem geliştirildi. Bu yöntemde, filmde ki düşsel kahramanların kuklaları kullanılıyordu. Arka planda yansıtıcıyla gerçek oyuncunun rol aldığı sahne görünürken, ön planda kuklalara istenen hareketler yaptırılarak bunlar filme alınıyordu. Böylece, iki sahne üst üste bindirilerek kuklalarla insanlar aynı film karesinde görüntülenebiliyordu. Ancak, bu yöntemle günde yalnızca 13 kare çekilebiliyordu. Oysa bir filmde saniyede 24 kare geçer. Bir başka deyişle, saniyede 24 kare görüntü izlemiş oluruz.

Max-Fleischer

Bu tarihten sonra, birçok farklı yöntem kullanıldı, çok sayıda çizgi film ve animasyon filmi yapıldı. Ancak, tümüyle çizgi kahramanların yer aldığı üçboyutlu animasyon filmlerinin yapılabilmesi için 1980’li yılların sonlarını beklemek gerekti. Kısaca 3D olarak adlandırılan üçboyutlu görselleştirme yöntemiyle çekilen ilk uzun metrajlı film, 1995 yılında izleyiciyle buluşan “Oyuncak Hikayesi” (Toy Story) oldu.

Oyuncak Hikayesi(Toy Story)

3D tekniğiyle yaratılmış olan filmin başkahramanı Woody ve arkadaşlarının serüvenlerini daha sonra başka filmler ve kahramanlar izledi. 2000 yılında, bir başka başarılı 3D animasyon filmi olan “Tavuklar Firarda” (Chicken Run) gösterime girdi.

Tavuklar Firarda (Chicken Run)

Bir tavuk çiftliğinden kaçmaya çalışan tavukların serüvenini konu alan filmin yaratıcıları, filmdeki tüm kahramanların silikonla kaplı metal modellerini hazırladılar. Bu modeller, tıpkı gerçek bir tavuğun hareketlerini yapabilecek biçimde eklemlere sahipti. Her birinin, takılıp çıkarılabilen 40 – 60 gagası vardı. Bu sayede, tavuklar konuşturulurken uygun gagalar kullanılabiliyordu.

Final Fantasy (Son Düş)

2001’de gösterime sunulan “Final Fantasy” (Son Düş) adlı filmin kahramanı bir anda ayaklarının altında sıvılaşan toprağa aldırmadan yürümeye devam eder. Suyun üstünde yürümek, bir insan ya da hayvan için pek olası olmasa da, bir animasyon kahramanının bunu becermesi işten bile değil. Ancak, bu iş de göründüğü kadar basit değil. “Final Fantasy” filminin tamamlanması tam 2,5 yıl almış. Bu süre boyunca animasyoncular, filmdeki kahramanların gerçek insanlar gibi olmasını istediklerinden, onları insanlara benzetebilmek için çalışmışlar.

Yüzüklerin Efendisi Gollum

 

Kimi filmlerdeyse, gerçek oyunculardan yararlanılır. Yüzüklerin Efendisi adlı filmdeki Gollum’u yaratırken canlandırmacılar, bir oyuncuya özel bir kostüm giydirip oynatmışlar. Bu özel kostüm sayesinde oyuncunun vücudu ve yüzü bilgisayar ortamında 3D modellemeyle bam başka bir görüntüye dönüştürülmüş.

Sinemada animasyon yönteminden yararlanılarak birçok film yapılıyor. Bunların bir kısmında animasyon yöntemleri, gerçek oyuncularla birlikte filmde oynatılan düşsel kahramanların yaratılmasında kullanılıyor. Ancak, yalnızca animasyon yöntemiyle çekilen ve tüm kahramanlarını 3D modellerin oluşturduğu uzun metrajlı filmler de üretiliyor.

Kaynakça https://www.nasilyap.net/animasyon-film-nasil-cekilir/#1

 

Dünyanın İlk Animasyon Filmi

Dünyanın ilk animasyon filmi olarak  kabul edilen “Fantasmagorie” 1908 yılında hayata geçirdi.

Konu ile ilgili detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.